Çalışma Alanlarım
Bireysel terapi
Bireysel terapi süreci, danışan ve terapist arasında ve terapi çerçevesinde gerçekleştirilen bireysel görüşmeleri kapsar. Bu görüşmeler danışanın tercihine göre online, yüz yüze veya hibrit formda gerçekleştirilebilir. Seans süresi ortalama 45-50 dakikadır. Gerçekleştirilen ilk seans klinik ilk görüşme olarak adlandırılır. Bu görüşmede terapist danışanın terapiye başlama nedenini, hayat öyküsünü, aile geçmişini ve terapiden beklentilerini dinler. Danışan ve terapist arasında ortak terapi hedefleri belirlenir ve gelecek seanslar bu hedefler doğrultusunda çalışmak üzere planlanır. Genelde haftada bir sıklıkla olacak şekilde seansların organize edilmesi önerilir. Ancak danışanın ihtiyacına ve sürecine göre seans sıklığı yeniden düzenlenebilir.
İlk görüşme öncesinde danışanın onam formunu imzalaması bir ön koşuldur. İmzalatılan ön görüşme terapi çerçevesini belirler ve danışan ile terapistin hak ve sorumluluklarını açıklar. Onam formuna dair açıklamalar için Sık Sorulan Sorulara (SSS) göz atabilir; terapi çerçevesine dair detaylı bilgi almak için onam formu örneğini inceleyebilirsiniz. Onam formu için lütfen tıklayınız.
Grup terapisi
Grup terapisi, 5-12 kişilik gruplarla terapi çerçevesi içerisinde bir terapist (ve bazı durumlarda ko-terapist) eşliğinde gerçekleştirilen grup çalışmalarıdır. Grup terapisinde çalışmaya kabul edilecek katılımcıların sayısı, dahil olma kriterleri, yaş aralığı, oturum sayısı, süresi vb. bir sürü özellik çalışmanın amacına uygun bir şekilde değerlendirilerek önceden planlanır. Katılımcılar doğrudan belli bir temada düzenlenmiş olan çalışmaya bireysel terapistleri tarafından yönlendirilebilir veya ilanlar aracılığıyla çalışmaya kendileri başvurabilirler.
İlgili grup çalışmasına katılım sağlamak isteyen kişiler ön görüşmeye davet edilir. Bu ön görüşme esnasında katılımcıların beklentileri ve beklentilerinin grup çalışmasının amacıyla uyumluluğu değerlendirilir. Katılımı uygun bulunan danışanların grup terapisi için hazırlanmış olan onam formunu imzalaması kesin katılım için bir ön koşuldur. Bu onam formu grup çalışmasının faydalı geçmesi için gerekli görülen kuralları ve katılımcıların ve terapistin hak ve sorumluluklarını tanımlar. Böylece imzalanan onam formu çalışmanın güvenli bir çerçevede gerçekleşmesi için zemin hazırlar.
Grup terapisinin ilk oturumları onam formu ile zemini atılan çerçevenin beraber tekrar değerlendirilmesi ve tanışma ve kaynaşmayı kolaylaştıran ısınma oyunları ile geçer. Terapist bu süreç başta olmak üzere planlanan tüm oturumlarda kaynaşmayı ve paylaşımı kolaylaştırıcı rol oynar. Düzenlenen oturumlarda kullanılacak çalışmalar çalışmanın amacına göre şekillenir. Danışanlar yapılan çalışmalar sayesinde kendi deneyimledikleri zorluklarda yalnız olmadıklarını fark ederler ve farklı bakış açıları kazanırlar. Bireysel terapiden farklı olarak katılımcılar hem başkalarını gözlemleyerek hem de kendileri bizzat deneyimleyerek yeni beceri ve öğrenimler edinme şansı yakalarlar. Böylece toplumun küçük bir örneklemi olan grubun yarattığı dinamik sayesinde, katılımcılar gündelik hayatlarında yaşadıkları zorluklar üzerinde de doğrudan çalışma imkânı bulurlar.
Şema terapi
Şema terapi hümanist bir yaklaşım ile bireyi ele alan temelde bağlanma teorisine dayandırılan bir ekoldür ve içinde bilişsel davranışçı terapi, duygu odaklı terapi, psikodinamik vb. birçok ekolden teknikleri barındıran bütüncül bir yaklaşımdır.
Şema terapi perspektifine göre her çocuğun evrensel temel ihtiyaçları (olduğu gibi kabul, koşulsuz sevgi, spontanlık ve oyun, güvenlik, sağlıklı sınırlar vb.) vardır. Bu ihtiyaçlar yeterince karşılanmadığında veya gereğinden fazla karşılandığında birey kendisiyle olan ilişkisine ve diğerleri ile olan ilişkilerine dair işlevsiz inanç sistemleri geliştirir. Özellikle çocukluk ve ergenlik çağında tekrarlı deneyimler ve öğrenimler sonucu bu inançlar kökleşerek tekrarlayan yaşam örüntüleri, yaşam kalıpları yani şemalar olarak kendini gösterir. Bu yaklaşıma göre herkesin şemaları vardır ancak bazı durumlarda bu şemalar kişinin hayatını olumsuz yönde etkileyebilir ve kişinin kendisini bazı tekrarlayan olumsuz döngüler içerisinde bulmasına sebep verebilir. Örneğin; kendinizi sıklıkla “Aslında istemesem de hep kendimi beni mutsuz eden ilişkilerde buluyorum.”, “Sürekli güvenilmez partnerler seçiyorum.”, “Ne kadar başarı elde edersem edeyim bana hep yetersiz geliyor. Başarısızlık duygusundan kurtulamıyorum” gibi cümleler kurarken buluyorsanız, bu durum işlevsiz bazı şemalarınızın olduğuna işaret edebilir. Şema terapi bu örüntüler ile çalışmayı, şemaların işlevsiz olduğu alanlarda törpülenmesini hedefler ve bunun için erken dönem yaşantılarında gereğince karşılanmamış ihtiyaçlara odaklanır.
EMDR
EMDR (Eye Movement Desensitization and Reprocessing), beynin iki lobunun bilateral şekilde uyarılmasıyla travmatik deneyimlenen anılara duyarsızlaşmayı amaçlayan bilimsel olarak desteklenmiş bir yaklaşımdır. EMDR özellikle ismini, beyin uyarımı için göz hareketlerinin kullanılmasından almıştır ve bu sebeple “göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işlemleme” olarak adlandırılmaktadır. Ancak günümüzde göz hareketlerine alternatif olarak beyin uyarımı dokunsal, işitsel veya titreşim gibi yollarla da gerçekleştirilmektedir.
Beyinde gerçekleşen uyarım, travmatik deneyim sebebiyle sekteye uğramış olan, beynin doğal anı işlemleme, bir başka deyişle iyileşme sistemini tekrardan devreye sokar ve travmatik deneyimlerin günümüzde sebep olduğu her türlü olumsuz etkileri (duygu, bedensel duyum, düşünce vb.) azaltmayı hedefler. EMDR ile yaşanan anılar silinmez ancak anı hatırlandığında anıya karşı duyarsızlaşma gerçekleştiği için anı eskisi gibi gündelik hayatı etkileyen rahatsız edici bir uyaran olmaktan çıkar. Örneğin; başlangıçta travmatik anıyı her seferinde yeniden yaşar gibi korku içinde ağlayarak anlatan ve bu anı ile ilişkilendirdiği yerlere gitmekten kaçınan birisi, EMDR ile yapılan çalışma sonrasında, aynı anıyı sakin bir şekilde anlattığı, “Şu anda anı bana çok uzak geliyor” diyebildiği ve anı ile ilişkilendirdiği mekanlardan kaçınmadığı bir noktaya gelebilir.
Özellikle Travma Sonrası Stres Bozukluğu için geliştirilmiş olan EMDR bunun haricinde depresyon, kaygı bozuklukları, fobiler, yeme bozuklukları, özgüven problemleri vb. birçok alanda etkilidir.
Bilişsel Davranışçı Terapi
Bilişsel davranışçı terapi bireyin güncel sorunlarına doğrudan odaklanan, duygu, düşünce ve davranış döngüleri ile çalışarak değişimi hedefleyen yapılandırılmış bir terapi yaklaşımıdır. Bu yaklaşıma göre birey gelişimsel olarak kendine ve dünya ile ilişkisine dair “Ben değersiz biriyim”, “Dünya güvensiz bir yer” vb. bazı olumsuz kök inançlar geliştirir. Bu inançlar bireyin olaylara bakış açısını etkiler ve olayları irrasyonel bir şekilde gerçeklikten çarpıtarak yorumlamasına sebep olur. Böylece kişi yaşadığı durumlara dair olumsuz otomatik düşünceler üretir. Bu düşünceler aynı zamanda kişinin yaşadığı deneyimle ilgili duygularını, bedensel duyumlarını ve davranışlarını olumsuz bir şekilde etkiler. Düşünceler, duygular, beden duyumları ve davranışlar sürekli etkileşim halindedir ve birbirlerini olumsuz bir şekilde beslemeye devam ederler. Bu sebeple bilişsel davranışçı terapi yaklaşımı düşünce- duygu-davranış ilişkilerini inceleyerek, olumsuz düşünce kalıplarını ve inançları sorgulatmayı, durumlara alternatif bakış açıları kazandırmayı, işlevsiz davranış kalıplarını kırıp yeni beceriler edinilmesini hedefler. Bilişsel davranışçı terapide süreç, sorunların kökenini de dikkate almakla beraber, şema terapiye kıyasla daha fazla güncel sorunlara ve bu sorunların çözümlerine odaklı ilerler.